Veda Hutbesi, Tarihin En Önemli İnsan Hakları Bildirgesidir

Eski Yargıtay Ceza Hâkimi Engin Şafak, Aksaray Üniversitesinde (ASÜ) düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katıldı. İnsan haklarını İslam ve güncel hukuk metinleri üzerinden açıklayan Şafak, kavramın, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in yaklaşık 1400 yıl önceki Veda Hutbesi ile evrensel boyutlara ulaştığını söyledi.

- Peygamberimiz, İnsan Haklarını Mükemmel Şekilde İfade Etmiştir -

ASÜ Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğin açılışında katılımcılara hitap eden Rektör Prof. Dr. Alpay Arıbaş, insan haklarının insanın yaratılışıyla birlikte konuşulmaya başlandığını belirtti. Habil’in Kabil’i öldürmesinin ilk insan hakkı ihlali olduğunu, o günden bu yana insanlığın hak ve hürriyet arayışı içine girdiğini ifade eden Arıbaş, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in 632 yılındaki Veda Hutbesinin, insanlık tarihinin en önemli insan hakları bildirgesi olduğunu vurguladı. Batı dünyasının bu konuda İslam toplumlarının oldukça gerisinde kaldığını dile getiren ASÜ Rektörü, “İnsan hak ve özgürlüklerinin ilk belgesi olarak ifade edilen Magna Carta 1215 yılında ilan edilmiştir. Ancak bu belge, kral, papaz ve baronlar arasında bir hak ve adalet bölüşümünü yansıtmaktadır ve sıradan insanlara cüzi haklar tanımıştır. Peygamber Efendimiz Magna Carta’dan yaklaşık 600 yıl önce insan haklarını en mükemmel şekilde ilan etmiştir” dedi.

- Batı Pek Çok Bildirge İmzalasa da Bunları Hayata Geçirememiştir -

1776 yılındaki Virginia Haklar Bildirgesi’nden ve 1789’daki İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nden de söz eden Rektör Alpay Arıbaş, o dönemlerde insanlara verilen hakların kâğıt üzerinde kaldığına ve diktatoryal yönetimlerin bu hakları tanımadıklarına temas etti.  1948 yılında Birleşmiş Milletlerin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yayınladığını, bu bildirgenin Peygamber Efendimizin Veda Hutbesinden 1316 yıl sonraya denk geldiğini anımsatan ASÜ Rektörü Arıbaş, “Batı, her ne kadar insan hakları adına bir sürü belge imzalamış olsa da aslında bunları hiçbir zaman hayata geçirememiştir. Onların insan haklarından anladıkları sadece kendi haklarıdır. Bunu, yakın tarihte Bosna Hersek’te gördük. Şimdi de Filistin’de görüyoruz” diye konuştu. Arıbaş, konuşmasını, Aliya İzzetbegoviç’in “Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır. Bugünkü refahı; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruldur” sözlerine atıfla tamamladı.

- Allah Ruhundan Üfleyerek İnsana Özel Bir İkramda Bulunmuştur -

ASÜ Rektörünün selamlama konuşmasının ardından kürsüye gelen Eski Yargıtay Ceza Hâkimi Engin Şafak, “Hukuki ve Evrensel Boyutlarıyla İslam’da ve Günümüzde İnsan Hakları” konulu sunumunu gerçekleştirdi. İnsan ve haklar üzerine genel tanımlamalar yaparak konuşmasına başlayan Şafak, insanın -Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine göre- hem en güzel şekilde hem de mükerrem olarak yaratıldığını kaydetti. Allah’ın ruhundan üfleyerek insana özel bir şeref, izzet ve ikramda bulunduğuna dikkat çeken Engin Şafak, “Kâinatın merkezi insandır. Kâinat bize, biz de kâinata bürünmüş durumdayız. Emaneti insan dışında hiçbir varlık yüklenmemiştir. Bu emanet -müfessirlerin de ifadelerine göre- kitabımızdır” dedi. Evren merkezli insanın doğuştan gelen haklarının, Peygamber Efendimizin yaklaşık 1400 yıl önceki Veda Hutbesi ile evrensel boyutlara ulaştığının altını çizen Şafak, konuşmasının devamında, güncel hukuki metinlerle İslami metinler üzerinden insan haklarını anlattı.

- İslami Metinlerde Evrensel Değerlere Temas Eden Buyruklar Var -

Hukuktaki “şahsilik” prensibinden örnek veren Eski Yargıtay Ceza Hâkimi Engin Şafak, “Hiç kimseye bir başkasının suçunu yükleyemezsiniz. Bu, güncel hukuki anlayışın bir prensibidir. Kur’an-ı Kerim’de de ‘Hiç kimse diğerinin günahını yüklenemez’ buyurulmaktadır. Ne babanın çocuğuna ne de çocuğun babasına günah aktarması söz konusu değildir” dedi. Veda Hutbesindeki insan hakları vurgularına da dikkat çeken Şafak, şöyle devam etti: “Kadın hakları, ırkçılığın reddi, kan davaları, canın korunması, faizin bütün insanlık için sıkıntı oluşturduğu, komşuluk hukuku, diğer canlıların hakları, anne- baba hakları… İslami metinlerde evrensel bu değerlere temas eden buyruklar söz konusudur. Magna Carta başta olmak üzere, Virginia Haklar Bildirgesi, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi metinler, Peygamber Efendimizin Veda Hutbesinden çok daha sonraları ortaya çıkmıştır.”

- Yaşam Hakkı Olmazsa Diğer Hakların Hiçbirinin Anlamı Kalmaz -

İslam hukukunun özellikle canın korunması konusuna çok büyük ehemmiyet verdiğini ve yaşam hakkının en temel hak olduğunu söyleyen Engin Şafak, bu hak olmadan diğer hiçbir hakkın anlamının olmayacağının altını çizdi. Yaşam hakkının kutsal olduğunu, devredilemeyeceğini ve kiralanamayacağını belirten Şafak, “Yaşam hakkının korunması devletlere ve kişilere bir vazife olarak verilmiştir. Yaşama hakkı birincil haktır ve İslam dini de hayat dinidir. Bu nedenle yaşam hakkı İslam hukukunda çok özel bir noktada durmaktadır” diye konuştu. Yaşamın insanlara belli bir ömür olarak sunulduğunu ve bu ömrün nihayet süresinin Allah’ın takdirinde olduğunu da kaydeden Şafak, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Doğuşla ölüm arasındaki yaşam hakkı en güzel şekilde kullanılmalıdır. Üçüncü kişilerin, devletlerin yahut kişinin kendisinin bu hakkı ihlal etme lüksü yoktur. Kerim kitabımız da bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek anlamına geldiğini belirtmektedir.”

Konferansı Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu, akademisyenler ve öğrenciler takip etti. Etkinlik, plaket takdimiyle tamamlandı.  

5344